Civilacademy Hakkında
1.Sayfa

Civilacademy 2002 yılının Mayıs ayında, Fatih Üniversitesi Kamu Yönetimi Bölümü'nde okuyan ve küçük bir masa etrafında bir araya gelebilen 5-6 kişilik bir grup olarak çalışmalarına başladı. İlk ortaya çıkan düşünce, Kamu Yönetimi ve Siyaset Bilimi alanında öğrenim gören öğrencilerin ders dışında ve müfredatı aşan bir derinlikte siyaset ve sosyal bilim alanlarında çalışmalar yapabilmesini sağlayabilmekti.

Mayıs ayında başlayan çalışmalar, Haziranın sonunda kesintiye uğradı ve yeniden çalışmalara başlayabilmek için Ekim ayını beklemek gerekti; çünkü araya yaz tatili girmişti: Tam üç ay. Çok iş yapılmıştı ya. Burası Türkiye'ydi ya, az çalışmalı, ama uzun uzun dinlenmeliydi..

Ekim 2002'de yeniden bir araya gelinmeye başlandı. Yeniden bir ikna süreci. Bir araya gelmeli, okumaları ve çalışmaları paylaşmalı, tartışmalı, üyelerin birbirlerinin gelişmesine bir grup sinerjisi içerisinde katkıda bulunması sağlanmalıydı. Okumanın hem de çok okumanın önemine az mı vurgu yapıldı. Az okuyan bir toplum olmanın handikapları, eleştiriye kapalılık ve paylaşmaya isteksizlik, bilimsel bilgiye ilgisizlik ve yöntem sorunları bütün ürkütücülüğü ile ortada duruyordu. Herşeye rağmen bir yerden başlamalı ve birileri tarafından yapılabileni ve başarılabileni gerçekleştirmek üzere yola koyulmalıydı. Sonuçta başaramasak da ancak kendi vicdanlarımıza karşı bir sorumluluk olacaktı. Kamuoyuna vaadedilmiş bir şey yoktu. Biz öğrencilerden oluşan bir gruptuk ve öğrenmeye devam ediyorduk...

Çalışmalar daima bir masa etrafında yürütüldü. Katılımcılar konuşurken, eleştirirken, soru sorarken, birbirlerini görebilmeli ve farkedebilmeliydiler. Katılımcı sayısı kısa zamanda artmaya başladığı için, çevresinde bir araya gelinen masa da büyümek durumunda idi. Kamu Yönetimi Bölümü'nde civilacademy nin çalışmalarına ilgi duyan başarılı öğrencilerle bir cazibe merkezi oluşmaya başladı. Ardından Uluslararası İlişkiler Bölümü'nden katılımlar, sonra iktisat, işletme derken bir çok farklı bölümlerden katılımlarla farklı disiplinlerden gelen öğrencilerin oluşturduğu epey renkli bir grup kimliği oluştu. Dolayısıyla grup, bir "siyaset ve sosyal bilimler" topluluğu olmaktan, "sosyal bilimler grubu" genel adıyla anılmaya daha uygun bir çeşitlilik arzetmeye başladı. Asıl bundan sonra çalışmalar gözle görülür bir ivme kazandı.
Sayının artarak kırklı rakamlara ulaşması, grubun okuldaki en büyük toplantı masasına bile sığamaz hale gelmesi, katılımı sınırlamayı ve gruba girmek isteyenlerde belirli bazı kriterler aramayı neredeyse zorunlu kıldı. Gruba katılmak isteyenler okuma, ilgililik, sürekli çalışmaya elverişlilik, bireysel ve özgün çalışma yeteneğinin yanında bir grup içerisinde uyumlu çalışabilme vb. bazı testlerden geçerek kabul edilmeye başlandı. Doğal olarak bu durum çalışmalarda ciddiyeti ve katılımcılarda seçkinlik duygusunu artırdı. Ne var ki bu seçkinlik duygusu, başkalarına karşı önemlilik vurgusundan çok, entelektüel sorumluluk ve fazladan bazı maliyetlere katlanmak, diğerlerinden daha fazla performans ortaya koymak gibi anlamlara geliyordu.

2002'nin en önemli ve çığır açan gelişmesi grubun kendisinden bekleneni yaparak bir dergi projesini hayata geçirmesiydi. civilacademy, dönemde kurulmuş olan aktif kulüplerden Yönetişim Kulübü'nün bünyesinde "Yönetişim: Siyaset ve Sosyal Bilimler Dergisi"ni çıkarmaya başladı. Dergi bir yandan grup üyelerinin çalışmalarının yayımlanacağı bir platform olacak; diğer yandan da aynı alanlarda çalışan öğrencilerin, akademisyenlerin ve entelektüellerin de yazabileceği bir buluşma zemini olacaktı. Öyle de oldu. Öngörülen periyotlarla yayınına devam ederek dergicilikte kritik eşik olan sayıları aştı ve günümüze ulaştı. Yalnızca küçük bir değişiklikle; Yönetişim Dergisi adını değiştirerek.. Grubun dergisi, artık grubun adını kullanıyor ve "civilacademy sosyal bilimler dergisi" olarak yoluna devam ediyor.

2003 yılı civilacademy'nin varlığının belirginleştiği, okulun tahsis ettiği okuma salonu ile de grup üyeleri arasında kaynaşmanın gerekli seviyeye çıktığı bir dönem oldu. Bu dönemde, seminerler ve atölye çalışmalarında periyotların sıklığı üyeleri oldukça yorsa da, bilimsel çalışmanın zevkine varıldığı ve motivasyonun yükseklerde seyrettiği anlar çoğunluktaydı. Hele 2003'ün kışında, iki dönem arası sömestre tatilinde, tam dört gün süren; kar ve diğer kış şartlarına rağmen ara verilmeyen yoğunlaştırılmış seminerler dizisi gerçekten yaşanmaya değerdi. Dört günde tam sekiz seminer, tam bir bilim ziyafeti gibiydi.

>> 2. sayfaya devam etmek için tıklayınız. Sayfa 1| Sayfa2 | Sayfa3